KURGUDA YAŞAMAK

          


  Yaşadığımız hayatların sınırları vardır. Doğası gereği insan bu sınırların dışına çıkmayı hayal etmeden yaşayamaz. Düşlerimiz en karanlık zamanlarda bir umut ışığı olur bizlere. Ya da düşlerimizi yaşayanlar. Gerçekle ulaşamadığımız bu ışığa kurgu yoluyla ulaşmaya çalışırız. Kurgusal karakterlerin yaşamlarından kendimize pay biçmeye başlarız. Onların başarılarıyla mutlu olur, sıkıntılarıyla üzülürüz.  Biz ki çevremizde yaşanan onca sıkıntıya aldırış etmeyen insanlar, okuduğumuz kitabın karakterinin başına bir şey geldiğinde kimi zaman bir ah çeker kimi zaman da gözyaşlarımıza hâkim olamayız. Oysa bilmiyor muyuz bu olayın sadece bir kurgudan ibaret olduğunu? O halde bizi bu denli etkileyen ne?
            Ben insanların birden fazla karakteri olduğuna inanırım. Ortaya çıkardıkları veya çıkartmadıkları fakat ruhlarının derinliklerinde bir yerlerde her zaman var olan, ortaya çıkmayı bekleyen.  Kurgu denen kavram da hayatın ta kendisidir. Bu yüzdendir ki her okuduğumuz, izlediğimiz kurgusal karakterde kendimizden bir parça buluruz. Bizi bize anlatan. Ya hayalini kurduğumuzdur kurgu ya da gerçeğimiz.  İnsan ile kurgu arasındaki bütünleşme işte bu noktadan sonra başlar.

“Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üzerine yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin”

            Der Orhan Veli “İş Olsun diye” adlı şiirinde.  Birkaç dizede özetler aslında insanı kurguya yönelten noktayı.
            Kurgu dünyayı yaşanabilir hale getirir. En az biz olan, bizi anlatan olay ve karakterler kadar zıt ve farklı olanı da severiz. Tekdüze yaşamlarımızdan bizi koparıp farklı bir tat verir bu olay ve karakterler. Farklı olaylarda, yabancı kişilerle, bambaşka mekânlarda kaybederiz kendimizi. Kurgu okumanın ya da izlemenin en temel amaçlarından biri de bu değil midir zaten. Başka hayatlara girmek, bize yabancı olanların ruhlarında dolaşmak.  Sonunda da belki o ruha bürünüp, karakterin kendisi olup, bütünleşmek. Bu durumun sonucunda da diğer insanları belki de dünyayı algılayıp, anlamak.
            Dünyaya ve gerçekliğe gözlerimizi açtığımız anda kurguya da gözlerimizi açarız. Daha anne karnındayken şarkılarla, masallarla tanıştığımız kurgu yaşam boyunca bizimledir. İzlediğimiz çizgi filmler değişir; diziler, filmler gelir yerlerine. Okuduğumuz masallar değişir; romanlar, şiirler alır yerlerini. Değişmeyen tek şey kurgudur. Derinlere indiğimizde insanın varoluşu bile bir kurguya dayalı değil midir zaten? Doğumdan öncesi ve ölümden sonrası. Bilinmeyen her şey birer kurgu halini alır insan beyninde. Kişiler ise bu kurguların kahramanları. Bu noktadan sonra dünya insanın kendi zihninde yaşadığı kurgu ve diğer insanların kurgusu olmak üzere ikiye ayrılır. İnsandaki farklı olana ulaşma duygusu burada da kendini gösterir ve kurguya olan açlık tam bu noktada başlar. Kitaplar okunur, filmler izlenir. Farklı yaşamlara girilir. Çoğu zaman bu yaşamlar kendi hayatlarımızdan daha çekici, kahramanları ise hayatımızdaki insanlardan daha sevilesi gelmeye başlar. Peki neden? Niçin kendi kurgularımızda bu denli mutlu olamıyoruz. Neden yaşamımızdaki insanlara kitap ya da film karakterleri kadar değer veremiyoruz? Kurgudaki mükemmellikten mi yoksa bizim kurguya olan yaklaşımımızdan mı? Belki sandığımız gibi bu karakterlerin insansı hatalardan uzak, mükemmel tavırları değildir onları bu denli çekici kılan. Ya da tersine bize benzemeleri. Bizler gibi düşünüp hatalar yapabilmeleri,  az da olsa kusurlarımızla yaşabilmemizi sağlayabilmeleri.  Hiç düşündünüz mü kurgusal bir karakteri tanıma sürecini. Karşılaştırdınız mı bir insanı yeni tanımaya başladığınız zamanlarla. Onları dış görünüşlerine göre mi sevdik. Ayırdık mı güzel, çirkin, zayıf, şişko, aptal, zeki diye? Karakteri yaratan kişi nasıl anlattıysa bize onu öyle tanıdık. Ne bir eksik ne de bir fazla. Birini yazarının bakış açısından tanımakla, kendi bakış açımızdan tanımanın farklılıklarını fark edebilirsek eğer, kitaplardaki karakterleri tanır gibi tanımaya çalışırsak insanları belki o zaman gerçek sevginin tadına varabileceğiz.


Tepkiler:

0 yorum :

Yorum Gönder

Beğendiğiniz Site Linklerini'de Paylaşabilirsiniz!!

 

E-posta Aboneliği

Mail Adresi

Email : info@ulkeshop.com

Yazarlarımız